Sürekli İsteyenler

Duanın tekrarlanması, Yaratıcıyla bağın süreklileştirilmesidir. Gerçekleşen dua, şükre dönüştürülerek sürdürülmelidir.

İnsanın aklı ve kalbi geliştikçe, hayatındaki değersiz meşguliyetleri daha iyi algılar. Sinemalarda seyredilen uydurma maceraların hayatın gerçeklerini yansıtmadığını bilir. Spor müsabakaları, müzik yarışmaları, törenler, savaşlar, istihbarat örgütleri, devletler ve her günün manşet haberleri, hayatın anlamım ve boyutlarını açıklamaya yetmemektedir.

İnsanın hayatta kalması ile hayattan gitmesi arasında tülden ince bir perde vardır. Dünya, insan kalbinin ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. İnsanın dünyadaki her şeyinden kopanlması ve yapayalnız göçüp gitmesi, an meselesidir. Gerçek budur. Gerçek, bir gece yaşadıklarımız değil, her gece yaşayacaklarımızda.

Gerçeği hisseden insan Yaratıcısına döner. Çünkü Yaratıcı, tüm istediklerini gerçekleştirebilecek tek gerçek Kudrettir. Her şey Ona muhtaçtır. İnsan, hayatının hemen her anında yalnızlığını sadece Yaratıcısıyla paylaşır.

Tehlikeli bir şehirde gerçek bir koruyucuya sığınmaya muh-taçsanız, ondan bir an bile ayrılmak istemezsiniz. Onun huzuruna yakın durmanın gerekçelerini ararsınız. Bir sultanın huzuruna gerekçesiz çıkamazsınız. Ya onu takdir edeceksiniz, ya bağlılığınızı dile getireceksiniz ya da bir isteğinizi aktaracaksınız. Hele eğer o Sultanın en çok önemsediği şey, kendine bağlananlardan gelen isteklerse, milyarların başvurduğu o kapıya siz de sürekli başvurmak isteyeceksiniz.

"Siz Beni zikredin (anın) ki Ben de sizi anayım"93 diyen Yaratıcı, dua yoluyla kendimizi her zaman huzurunda hissetmemizi istiyor. Kimse, en değerli sanatının kendisinden uzaklaşmasını istemez.

Bir kitap yazmışsanız, onun çalınıp başkasının adıyla yayınlanmasına razı olamazsınız. Şiirinizin sadece sizin adınızla bilinmesini kabul edebilirsiniz. İnsan ile Yaratıcısı arasındaki ilişki de buna benzetilebilir.

Yaratıcı, bize olan sevgisini gözlerimize, kulaklarımıza, dillerimize, burunlarımıza ve tenimize hitap eden bin bir çeşit maddî ikramıyla gösteriyor. Sonra da, kalbimize içten duygular vererek, ruhumuzu da coşturuyor. Bize verdiği eşler, dünyamıza eklediği anne, baba, çocuk, arkadaş sevgisi, bize sunulan İlâhî ikramların diğer boyutlarını gösteriyor.

Yaratıcı bu denli sevdiği insanın kendisinden uzaklaşmasına neden razı olsun? Muhteşem evren kitabının yazarı niyetiyle doğa yasalarına tapılmasını neden hoş karşılasın? Yaratıcı, hâlimizi şöyle şikâyet ediyor: "...Ben yaratıyorum, başkasına kulluk yapılıyor. Ben rızıklandırıyorum, başkasına şükrediliyor." 94

Yaratıcıdan istemeyi unutmak, Yaratıcıya olan ihtiyacımızı unutmaktır; Yaratıcıdan kopmaktır. İhtiyaçlarımızı doğa yasalarının karşıladığını sanmaktır.

İşte o zaman Yaratıcı bizi sarsarak uyandırır; bize hastalık verir, fakirlik verir, ayrılık verir. Çünkü başka türlü aklımızı başımıza toplamıyoruz. İslâm Peygamberi (asm) der ki: "Allah bir kulunu severse ona musibet verir ki, dua ve dileğini işitsin."

Eğer zenginlik, refah, sağlık ve esenlik hâlinde iken de Yaratıcıya şiddetli ihtiyacımızı ve bağlılığımızı aklımızdan çıkarma-saydık, uyarıcı musibetleri davet etmeyecektik.

Dünyada bedenimizi zevklendirmeye çabalamaktan başka neler yapıyoruz? Şimdi aklımız başımıza gelse de, biraz sonra yeniden çıkıyor. Bu yüzden hayatımızda hep iniş çıkışlar yaşıyoruz. Mutlu bir devremizi üzüntülü bir devremiz takip ediyor. Hep kazandığımız günleri hep kaybettiğimiz günler izliyor. Yaratıcı bize şöyle der: "Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz açlık ile, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıkla deneriz."

İnsanın Yaratıcısından istemesi, bir yaşama biçimi ol- / malıdır. Bu yolla insan, sabah ve akşam, gece ve gündüz, sürekli Yaratıcısıyla birlikte olmayı başaracaktır.

Yaratıcı ihtiyaçlarımızı periyodik yaratarak süreklıleştirmiş; böylece kalbimizi merhametine bağlamıştır. Açlığı, susuzluğu, sevme ve sevilme ihtiyacını sürekli yaratır. Dünyada bir kere yemekle ve içmekle sonsuza değin doymayacağız. Bir kere sağlıklı olmamız, her zaman sağlıklı olacağımız anlamına gelmeyecek. Dostlarımıza kavuşturulmamız, hiç ayrılmayacağımızı göstermeyecek.

Çevremizdeki tüm güzellikler bir yandan bize sevdirilmiş, diğer yandan da güzelliklerin dengesi ihtiyacımızı hatırlatacak şekilde ayarlanmıştır. Yaratıcı yaz mevsimini bize sevdirir; ama, ısıyı biraz artırarak bize serinliği arzulatır. Ardından kışın serinliğini şiddetlendirerek, bize yazın sıcaklığını istetir. Sonra da her şeye rağmen ruhumuzu hâlâ doymamış, tam ve kalıcı tatmine ulaşmamış bırakır.

İnsan ne evlenip durmakla, ne çılgınlar gibi yeyip içmekle, ne dünyanın en eğlenceli müziklerini dinlemekle gerçek tatmine ulaşabilir. İnsan ruhuna bütün dünyayı doldursanız, o ruh yine aç kalacaktır. Çünkü Yaratıcı bizden bir de sonsuzluğu, Cenneti ve öteki gizli mekânları arzulamamızı istemektedir. Bu yüzden istemek kesilemez; son bulamaz. Ona her öğünün yemeği gibi muhtacız.

Fakirlikten bunalan bir kardeşimin gerçekten dua edip etmediğini anlamak için, ona hangi cümlelerle istediğini sordum. Söyleyecek cümle bulamayınca, dua ettiğini sanarak kendini kandırdığını anladım. Sonra da kırılgan kalbiyle "Allah hâlimi görmüyor mu, bilmiyor mu?" dedi.

Elbette Allah hâlimizi biliyor. Fakat, bir kedi bile acıktığında miyavlayarak sahibinden yiyecek istiyor. Yaratıcı-\ dan onura ve huzura ulaşmayı istemek, bizim gururumu-\ za mı dokunuyor?

Hastalıklar, aşağılanmalar, okul kapısından geri çevril-/ meler, büyük hayat sınavının sorularıdır. "Doğduğumuzdan beri bizi eğiten hayat üniversitesinin diplomasını" her an alabilecek durumdayız. Dünyanın para ve şöhret kazandıran yarışmalarına katılabilmeyi çok istiyoruz. Peki, hayatta Dünya gezegeninden daha büyük saltanatı kazandırabilecek sınavlardan, yarışlardan neden kaçıyoruz? Sonsuza dek kaybolacak geçici alkışlar mı daha değerlidir; yoksa sonu gelmez güzelliklerle kuşatılmış vadilerde yaşanacak sonsuz yıllar mı?

Şu hâlde, "sıkıntı ve üzüntü anında isteklerinin kabul edilmesini isteyen, genişlik zamanında çok dua et(melidir)."97 Dualarımızı sabah, öğlen, akşam, her zaman ve her fırsatta tekrarlayabiliriz. Unutmamak için, onları bir kâğıda yazabilir ve sabah akşam, hafızamıza kazıyıncaya kadar yüzlerce ve binlerce kez okuyabiliriz.

93 Kur'an; 2: 152
94 Kudsi Hadis, Câmiü's-Sağîr, Hadis no: 6008
95 A.g.e., Hadis no: 353
96 Kur'an; 2: 155
97 A.g.e., Hadis No: 8743

Dr.Muhammed Bozdağ


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız

Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).